Friday, 27 April 2007

Al-Qaeda and PKK: "Bad Terrorist" and "Good Terrorist"

Ömer Yılmaz & İhsan Bal

Is There a Way Out?
It was thirty years ago when the Afghan mujahids were the heroes of the Western countries due to their struggle against Soviet Russia. And the retreat of Soviets from Afghanistan was celebrated by these countries as the victory of democracy, liberty and freedom against Communism and coercion and etc. As the time past, these mujahids became terrorists: A terrorist, whom declared to be one of the most dangerous threats against the global security… A terrorist, who showed his bloody face clearly in New York, Istanbul, Bali, Madrid, Cairo and lastly in London… A terrorist who could manage to create a network between both the terrorist and organized crime organizations all over the world to an extent that could never be achieved. And a terrorist, who was fed, trained and financed by the targets he hit…............

EU’s new Central Asian Policy and its Energy Dimension

Mehmet Seyfettin EROL

This commentary is from USAK's Energy Review Newsletter http://www.turkishweekly.net/energyreview/TurkishWeekly-EnergyReview13.pdfTo subscribe email to energyreview@turkishweekly.net
In the last week of March, EU delegation headed by EU’s term president German Foreign Minister Frank-Walter Steinmeier has paid a visit to Kazakhistan’s capital Astana for two days. During this visit, the delegation has made several meetings with the Central Asian foreign ministers. In their common press conference, both sides have emphasized their interest in cooperation. In this regard, Steinmeir underlined the importance of this meeting as being the first of such a kind among foreign ministers. He also said the time has arrived to start “all-inclusive and strategic partnership” between EU and Central Asian republics, and the common problems with security and international terrorism has made it necessary to form a strategic partnership. This statement was not perceived as a surprise. Previously, German minister Steinmeir has told that “We need a new strategy in the Central Asia” in his latest visit to the region 5 months ago (31 October-4 November 2006) which has started in Kazakhistan and ended in Kyrgyzstan. ........................

Call for Papers - Review of International Law and Politics

UHP / RILP (Published by USAK / ISRO) * Full Name of the Journal: Uluslararasi Hukuk ve Politika / Review of International Law and Politics (RILP)* ISSN: 1305-5208* Publisher’s Full Name: International Strategic Research Organization / ISRO* Brief Information: The Review of International Law and Politics (RILP) / Uluslararası Hukuk ve Politika (UHP) is a refereed journal and published four times (Winter, Spring, Summer and Autumn) a year. RILP publishes scholarly articles in English, Turkish and German languages. The Editorial Office of the RILP is in International Strategic Research Organization (ISRO) central building in Ankara, Turkey. However the journal is an independent publication in terms of scientific research and the editors decide its publication policy.....................

The Future of Stupidity

Sundeep Waslekar

Exactly 500 years ago, Niccolo Machiavelli served the court of Cesare Borgia, Duke of Valentinois and Romagna, son of Pope Alexander VI, and the military general of the papacy. Machiavelli was so impressed by Borgia’s crude pursuit of power that a decade and half later, he wrote a treatise, The Prince, as an offering to the Medici princes. Machiavelli was particularly impressed by Borgia’s assassination of rivals on the new year’s eve of 1503 in Sinigaglia. He advocated that princes should use crude use of force to acquire and retain power at any cost...............

Is There a Place Called ‘the Middle East’?

Dr. Sedat Laciner

The regions, in geographical and political terms, are classified according to their common and similar characteristics. For instance, ‘continents’ are vast territories surrounded by seas. Peninsulas, mountains, rivers etc. determine the boundaries of geographical and political regions. Religions, sects or languages and dialects etc. may also be used to define a region (as for Islamic World, Latin America etc.). The income level is also useful for defining regions (like North-South). In short, for a territory to be distinctive from the others, it must have some meaningful particularities or at least some common characteristics....................

Thursday, 26 April 2007

ABD’nin Nükleer Bir İran’a Karşı Bitmeyen Çözüm Arayışları

Arzu Celalifer Ekinci

Yaklaşık üç buçuk yıldır devam etmekte olan İran nükleer krizi, birçok ülkedeki hükümet toplantılarında, sivil toplum kuruluşlarında, üniversitelerde, medya programlarında defalarca gündem konusunu oluşturmuş ve görünüşe göre daha uzun bir süre de bu durum devam edecektir. Bahsi geçen bu toplantılarından birini de Türkiye’deki Alman Marshall Fonu GMF, 29 Ocak 2006 tarihinde Ankara’da gerçekleştirdi. Sınırlı katılımla gerçekleşen bu yuvarlak masa toplantısındaki ana konuşmacılar; ABD’nin önde gelen düşünce kuruluşlarından CSIS çalışanlarıydı. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) adı altındaki bu kuruluşun ‘Uluslararası Güvenlik Programı’ projesinin çalışanları olan Jon B. Wolfsthal ve Alexander T. J. Lennon (kendisi aynı zamanda Washington Quarterly’nin Genel Yayın Yönetmeni) için önemli olan, İran nükleer krizinde Türkiye’nin pozisyonunu tespit etmekti. Bu nedenle İran’a olası bir askeri müdahaleye girişildiğinde, İran’a daha ağır ekonomik yaptırımlar uygulanması için ilave bir ittifak kurma oluşumuna gidildiğinde, İran nükleer silah sahibi olduğunda ve buna benzer birçok senaryoda Türkiye’nin nasıl bir tavır takınacağını öğrenmek istiyorlardı. Tabii ki onlar için Türkiye’nin İran’dan veya daha doğrusu muhtemel bir “nükleer İran”dan ne kadar tehdit algıladığını tespit etmek de oldukça önemliydi. Merak edilen diğer bir husus da İran’ın nükleer silah sahibi olması durumunda Türkiye’nin nasıl bir politika izleyeceğine ilişkindi..................

BM Güvenlik Konseyi’nin İran’a Yönelik 1737 Sayılı Kararı

Arzu Celalifer Ekinci

Son birkaç aydır Güvenlik Konseyi’nde İran nükleer programına yönelik olarak alınmaya çalışılan yaptırım kararı, nihayetinde 23 Aralık 2006 tarihinde oybirliği ile onaylandı. Hatırlanacağı üzere İran’a yaptırım kararı alınmasına başta Rusya ve Çin karşı çıkmakta ve hazırlanan karar taslaklarına ilişkin itirazlarını her seferinde dile getirmekteydiler. Bu nedenle İran’a karşı sadece uyarı mahiyetinde bir karar çıkartılabilmişti ki İran bu karara rağmen nükleer programını sürdürmeye devam etmişti. ..................

Erdoğan’ın İran Ziyareti

Arzu Celalifer Ekinci

Geçtiğimiz gün Tahran’ı ziyaret eden Başbakan Recep Tayip Erdoğan, İran yönetimindeki en üst yetkililerle görüşmeler yaptı. İran’a yönelik ekonomik yaptırım kararının tartışıldığı ve Türkiye - Avrupa Birliği ilişkilerinin sıkıntılı noktalara taşındığı bir dönemde yapılan bu ziyaretin içeriği birçok devletin ilgisini çekmiştir..........................

İran ve ABD için Diyalog Mümkün mü?

Arzu Celalifer Ekinci

ABD ara seçimlerinin sonucunda demokratların kazandığı zafer ve ABD müttefiklerinin bu baskılarının her geçen gün biraz daha artması İran’la diyaloğa geçme konusunu daha da kaçınılmaz hale getirmiştir. Geçen 3 yıl içerisinde Bush Hükümeti’nin izlediği politikalar neticesinde gelinen durum herkesin malumudur. Irak işgali sonrasında ülkeye demokrasi getirilememesi ve iç çatışmalarla, kutuplaşmaların gün geçtikçe artması tüm dünyanın konuyla ilgili sınırlarını fazlasıyla zorlamıştır. Bu işgali başlatan ABD ve en sıkı müttefiklerinden olan İngiltere kamuoyları tepkilerini fazlasıyla ortaya koymuşlardır. Daha bu sorun çözülmeden Filistin-İsrail-Lübnan savaşının baş göstermesi ise durumları daha da karmaşık hale getirmiştir. Ortadoğu bölgesinin gün geçtikçe daha çok kaosa sürüklenmesinin faturaları ABD’ye kesilmeye ve dünya çapında anti-Amerikancılık ivme kazanmaya başlamıştır. Nihayetinde bu durum ABD ara seçimlerinin sonucuna yansımış ve Demokratlar 1994’den bu yana ilk defa olarak hem Temsilciler Meclisi’nde, hem de Senato’da kontrolü ele geçirmişlerdir. Bunun anlamı; Başkan Bush’un Kongre’yi dikkate almadan bundan sonraki politikaları kendi isteğine göre şekillendiremeyecek olmasıdır. Zira yeterince eksi puana sahip olan Cumhuriyetçilerin bir de Kongre’yi karşılarına alması akıllıca olmayacak ve durumu daha da kötüleştirecektir. Bu durumda Başkan Bush’a demokratlarla işbirliği yapmaktan başka bir seçenek kalmamaktadır. ..........................

ABD Ulusal İstihbaratının Nükleer Silahlarla Mücadele Sürecindeki İhmalkârlığı

Arzu Celalifer Ekinci

Geçen yıl Mart ayında ABD Hükümeti, Irak savaşı sırasında ele geçirilen dokümanları ifşa etmek maksadıyla bir web sitesi kurmuştur. Bu girişim esasında Cumhuriyetçi kanadın Saddam Hükümeti’nin yürüttüğü nükleer faaliyetlere ilişkin yeni kanıtlar istemesi ve bu yönde baskı oluşturması üzerine yapılmıştır. .....................

Mısır’ın Girişimi Nükleer Silahlanmanın Başlangıcına İşaret Mi?

Arzu Celalifer Ekinci

20 yıl aradan sonra Mısır, daha önce durdurduğu nükleer programını yeniden başlattığını açıkladı ve bu amacını hayata geçirmek maksadıyla Çin ve Rusya ile görüşmelere başladı. 2020 yılına kadar en azından bir nükleer santral inşaatını tamamlamayı hedefleyen Mısır, bu girişimini artan enerji ihtiyacına alternatif bir seçenek bulma arayışı şeklinde açıkladı................

Nükleer Kaosta Kuzey Kore ve İran’ın Konumları

Arzu Celalifer Ekinci

Son yılların en popüler kriz konularından birini yeni ülkelerin nükleer silahlara sahip olması kaygısı teşkil etmiş ve bu kaygı 11 Eylül saldırıları sonrasında ABD’nin ilan ettiği Şer Ekseni Kulübü ile birleşince farklı bir boyut kazanmıştır. ABD’nin bu sözkonusu haydut devletlere ve onların rejimlerine yönelik açtığı savaş, izlediği saldırgan politikalar ve son konjonktürel gelişmelerin bir araya gelmesi sonucunda, dünya nükleer krizler konusunda tam bir kısırdöngü ve kaos ortamıyla karşı karşıya kalmıştır. ABD dünya istikrarı ve barışını korumak adına giriştiği bu savaşa Irak’tan başlamıştır. Kitle imha silahlarına sahip olduğu iddiasıyla öncelikle Irak’a girmiş ve ülkeyi işgal etmiştir. Yüz binlerce insanın ölümüyle sonuçlanan bu savaş sonunda Irak’ta aslında kitle imha silahları olmadığı ortaya çıkmıştır. Gerçi UAEA Irak’ta yaptığı denetimler sonucunda bu gerçeği dile getirmiş ancak kendisini dinleyen olmamıştı. Diğer taraftan ABD, 1994 yılından beri faaliyetlerinden kuşku duyduğu Kuzey Kore ile de diyaloglara girişmiş ancak bir sonuca ulaşamamıştır. ..............

İran’ın 5+1 Öneri Paketine Verdiği Yanıtın İçeriğine İlişkin İpuçları

Arzu Celalifer Ekinci

Hatırlanacağı üzere İran, nükleer krizinin çözümlenmesi adına kendisine 6 Haziran 2006 tarihinde sunulan 5+1 öneri paketine 22 Ağustos 2006 tarihinde kapsamlı bir cevap vermiş ancak içeriğini açıklamamıştı. Bilinen tek şey, İran’ın verdiği yanıtın olumlu bir hava yarattığı ancak İran uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurmadığı ve Güvenlik Konseyi kararına uymadığı için tenkit edildiğiydi. Dışarıya sızan haberlere göre; İran önkoşul olmaması şartıyla müzakerelerin başlaması durumunda uranyum zenginleştirme faaliyetlerini görüşebileceği ve kaygı uyandıran faaliyetlerini güven ortamı oluşması adına durdurabileceğini söylemişti. .............

İran Kamuoyunun Nükleer Program Konusundaki Görüşleri

Arzu Celalifer Ekinci

Dışarıdan saldırılara maruz kalan ve dış tehdit algılamalarıyla yaşayan ülkelerde nükleer silah teknolojisine sahip olma isteği ve bu yöndeki kamuoyu desteği genelde yüksek olur. 2.D.S sonrası ülke içerisinde dış güçlerin müdahalesi, dış destek yardımıyla legal bir yönetimin devrilmesi girişimi, devrim sonrası İran-Irak savaşı ve bu sırada dış güçlerin Irak Hükümeti’ne verdikleri destekler de İran halkının hafızasından silinmeyen olaylardır. Her ne kadar bugün ülke içerisindeki yönetim ve gelişmelerden memnun olmayanların sayısı fazla olsa da, İran’ın nükleer program kazanımından mahrum edilmeye çalışılması kamuoyunun genel olarak sıcak bakmadığı hatta karşı olduğu bir durumdur. Zira köklü devlet geleneğinden gelen İran halkının dayatmalara karşı birleşme gibi bir özellikleri bulunmaktadır. Nitekim nükleer program konusunda özellikle ABD’nin izlediği tutum, rejim yanlısı, rejim karşıtı, demokrat, muhafazakâr, sosyalist, kapitalist her kesimden insanı bir araya getirmiş ve ortak bir zihin ve birlik atmosferinin oluşmasına neden olmuştur. ..........................

Ahmedinejad’ın Merkel’e Yazdığı Mektup

Arzu Celalifer Ekinci

Hatırlanacağı üzere İran cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad daha önce herkesi şaşırtan bir girişimde bulunarak ABD Başkanı George W. Bush’a bir mektup göndermiştir. Ahmedinejad’ın mektubunda İran’ın sorunlarına değinilmemesi ve genel dünyadaki sorunlardan bahseden, daha çok nasihat içerikli felsefi bir üslup kullanması tenkit nedeni olmuştu. Benzer şekilde 19 Temmuz 2006 tarihinde Ahmedinejad, Almanya Başbakanı Angela Merkel’e de bir mektup yazmış ve bu mektubun içeriği bugüne kadar açıklanmamıştı. Mehr News tarafından yayımlanan mektubun metnine bakıldığında holokost, Siyonist rejimin girişimleri, Irak’taki halkın durumu ve dünyanın daha iyi yönetilmesi adına mevcut uluslararası sorunlardan çıkış yollarının aranması, Ahmedinejad’ın Almanya Başbakanı Angela Merkel’e yazdığı mektubun çerçevesini oluşturmuştur. Benzer şekilde yine genel dünyadaki sorunlarına değinilmiş ancak İran nükleer krizine ve bu krizin çözümü için başvurulabilecek yöntemlere hiç değinilmemiştir. Bu nedenle mektubu alan Merkel, mektubun "Almanya için tamamen kabul edilemez olduğunu" söyleyerek, cevap yazmaya gerek görmediğini bildirmişti. Önemli gündem maddelerine ve nükleer krize ilişkin temel konulara değinmediği gerekçesiyle mektuba cevap yazmayı reddeden Başbakan Merkel, mektubun içeriğini yine de açıklamamıştı. Bush’a gönderilen mektup kadar ses getirmeyen bu mektubun içeriğinin bazı kesitleri Reuters haber ajansında yayınlanınca, İran cumhurbaşkanlık makamı mektubun tam metnini açıklamaya karar verdi. Söylenildiğine göre, mektubun içeriğiyle ilgili bilgiler adının verilmesini istemeyen bir diplomat tarafından sızdırılmıştı. Mektubun önemli sayılabilecek bazı bölümlerinin orijinal metninden çevirisine aşağıda yer verilmiştir............................

Nükleer Programa Yönelik 5+1 Öneri Paketine İran’ın Beklenen Yanıtı

Arzu Celalifer Ekinci

31 Temmuz’da 14 olumlu ve bir karşı oyla onaylanan 1696 Sayılı BM Güvenlik Konseyi kararının ardından İran kendisine verilen sürenin dolmasına 9 kala, 5+1 öneri paketine yanıtını 22 Ağustos 2006 tarihinde İngiltere, Fransa, Çin, Rusya, Almanya ve ABD’nin İran’daki temsilcisi olan İsviçre Büyükelçilerine sunmuştur. İran’ın kendisine sunulan 5+1 öneri paketine yanıt verme konusunda bir dilemma yaşadığını söylemek yanlış olmayacaktır. Önceden sunulan paketten çok daha cazip görünen 5+1 önerine paketini direkt kabul etmek veya reddetmek oldukça zor bir durumdu. Zira İran; daha başından itibaren pakete olumlu yaklaşmış ancak bazı konulardaki belirsizliklerin çözümlenmesi gerektiğini söylemiştir................

BM Güvenlik Konseyi’nin İran Nükleer Faaliyetlerinin Durdurulmasına İlişkin Kararı

Arzu Celalifer Ekinci

Hatırlanacağı üzere Haziran ayında İran'a, nükleer yakıt amaçlı olduğu kadar silah üretiminde de kullanılabildiği için kaygı yaratan uranyum zenginleştirme faaliyetini durdurması amacıyla 5+1 grubu tarafından bir öneri paketi sunulmuştu. Önerilen pakete İran, olumlu yaklaşmakla beraber bir takım belirsizliklerin görüşülmesinden sonra yanıt vereceğini bildirmişti. İran’a düşünmesi için birkaç hafta verdiklerini söyleyen ABD yönetimi ise sürenin uzaması ve yanıt tarihinin belirlenmemesi hususunda rahatsızlığını her defasında ifade ederek, İran’ın barışçıl program yürütmediğini ve sadece zaman kazanmaya çalıştığını söylemişti. İran ise, konunun hemen yanıt veremeyecek kadar önemli ve hayati olduğunu hatırlatarak, oluşturdukları teknik komisyonun ayrıntılı incelemelerini sürdürdüğünü ileri süren bir savunma yapmıştır. Bu tartışmalar devam ederken diğer taraftan nükleer program Baş Müzakerecisi Ali Larijani ile Avrupa Birliği Ortak Dış ilişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Javier Solana 11 Temmuz tarihinde ön görüşme yapmışlar ancak Batı’nın beklediği gibi bir sonuca ulaşılamadığından verimsiz olarak nitelendirilmiştir. Görüşmelerin verimsiz geçmesinden bir gün sonra da 5+1 grubu konunun tekrar Güvenlik Konseyi’ne gönderildiğini açıklamıştır.............

Filistin-İsrail-Lübnan Ateş Çemberindeki Gelişmeler

Arzu Celalifer Ekinci

Bugünlerde Ortadoğu’da insanlığa yönelik işlenen suçlar ve şiddetin bir başka bölümünün daha çekilmekte olduğu dehşet senaryosunu kısaca değerlendirmekte fayda vardır. Filistin-İsrail çekişmesi olarak başlayan ve bir anda Lübnan-İsrail savaşına dönen bu olayın elbette ki aniden geliştiğini ve önceden planlanmadığını söylemek fazlasıyla iyi niyet gösterisi olacaktır.............

Türkiye’nin Krizin En Kritik Döneminde İran Diplomasisine Ağırlık Vermesi

Arzu Celalifer Ekinci

Türkiye, 5+1 grubu tarafından sunulan öneri paketine İran’ın bir an önce cevap vermesini sağlamak amacıyla İran’a yönelik diplomasi girişimlerini arttırma yoluna gitmiştir. Bu doğrultuda öncelikle 23 Haziran’da Başbakan Recep Tayip Erdoğan, İran cumhurbaşkanı Ahmedinejad’la telefon diplomasisi gerçekleştirmiştir. İran’ın nükleer program konusundaki kazanım ve başarılarını takdir eden Başbakan, mevcut nükleer krizin çözülmesinin önemi üzerinde durmuş ve bu krizin çözülmesinde Türkiye’nin faaliyetlerini sürdüreceğinin de altını çizmiştir. Aynı gün, Erdoğan’ı arayan İngiltere Başbakanı Tony Blair, İran nükleer krizi süresince Avrupa Birliği üçlüsüne ve sürece destek vermesi nedeniyle Başbakan’a teşekkür etmiş ve bu desteğin sürdürülmesini istemiştir....................

Şanghay İşbirliği Örgütü ve İran

Arzu Celalifer Ekinci

2001 yılında toplanan Şanghay Beşlisi (Rusya, Çin, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan) ve Özbekistan “Şanghay İşbirliği Örgütü”nü (ŞİÖ) kurduklarını imzaladıkları bir Deklarasyon’la ilan etmişlerdir. Böylece örgüt, bir adım daha ileriye giderek, dinamik bir oluşum olduğunu göstermiştir. Uluslararası platformda oluşan en yeni örgütlerden biri olan ŞİÖ, kısa sürede birçok konuda önemli adımlar atmıştır. .....................

İran - ABD Tangosu ve Nükleer Krizde Gelinen Son Nokta

Arzu Celalifer Ekinci

1979 İran devriminden sonra ilişkileri kopan İran ve ABD son 3 yıldır, nükleer krizin iki önemli tarafı olarak gündeme yön vermektedirler. İran’ın nükleer silah yapma niyetinde olduğunu iddia eden ABD, bu tehdidin ortadan kalkması için İran’ın faaliyetlerini tamamen durdurmasında ısrar etmiş, İran ise karşılığında uranyum zenginleştirme hakkını Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’ndan (NPT) aldığını söyleyerek, bu hakkından hiçbir şekilde vazgeçmeyeceğini ısrarla tekrar etmiştir. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) bünyesindeyken BM Güvenlik Konseyi’ne taşınan bu dosya ABD’nin askeri müdahale ihtimalinden, ekonomik yaptırımlara kadar birçok senaryoyu beraberinde getirmiş ancak Güvenlik Konseyi’nde ortak bir zemin bulunamaması noktasında, bu sorunun çözümü için ABD’nin doğrudan müzakere masasına oturması gerektiği gerçeği baskın olmaya başlamıştır. Nükleer krizin başladığı ilk günlerde Avrupa Birliği üçlüsünün İran’la müzakere etmesine bile karşı çıkan ve konunun direkt olarak Güvenlik Konseyi’ne taşınmasını isteyen ABD, önce dolaylı olarak müzakerelere taraf olmuş ve son gelinen noktada ise İran’la doğrudan müzakere masasına oturmayı kabul etmiştir..................

İran’daki Karikatür Krizi ve Azerilerin Ayaklanması

Arzu Celalifer Ekinci


12 Mayıs 2006 tarihinde “İran” Gazetesinin çocuklara yönelik hazırlanan Cuma ekinde, Azerileri öfkelendiren ve ayaklanmalarına yol açan bir karikatür yayınlanmıştır. Mana Neyestani tarafından çizilen bu karikatürde hamamböceği dili konuşmaya çalışan çocuğun karşısında oturan hamamböceği, Azeri dilinde “namana” yani “ne demek istiyorsun” yanıtını vermiştir.........

ABD - İran Kıskacındaki Türkiye

Arzu Celalifer Ekinci

Son üç yıldır güncelliğinden hiçbir şey kaybetmeyen İran nükleer krizinin asıl taraflarının ABD ve İran olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bu çekişmedeki asıl sorun ise, ABD’nin İran’a “uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdur” demesi ve İran’ın da geri adım atmamasıdır. Bir yandan ABD, İran’ın nükleer silahlara sahip olma çabasında olan tehlikeli bir devlet olduğu savını uluslararası camiada kanıtlama faaliyetlerini sürdürürken, diğer yandan İran da nükleer faaliyetlerinin barışçıl olduğunu sürekli olarak tekrarlamaktadır. Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere aradaki diğer devletler de bölgede kıyametin kopmasını engellemek ve dünya dengelerini korumak maksadıyla orta bir yol bulma çabasındalar........................

Nükleer Geri Sayıma 1 Gün Kala İran’ın Tutumu

Arzu Celalifer Ekinci

İran nükleer krizinin yeni bir boyuta taşınması ve İran’a BM Güvenlik Konseyi tarafından uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurması için verilen sürenin dolmasına bir gün kala İran’ın tutumu ve duruşu hakkında fikir edinmek babında son bir hafta içerisindeki olaylar ve açıklamaların üzerinden gitmekte fayda vardır......................

27 Yıllık Tabunun Sonu: İran ve ABD’nin Müzakere Serüveni

Arzu Celalifer Ekinci

İran İslam devriminin gerçekleşmesi ve elçiliğin işgal edilerek Amerikalı diplomatların bir yıl süreyle rehin tutulması olaylarından sonra, iki ülke arasındaki ilişkiler kopmuş ve 27 yıl boyunca İran ve ABD’nin müzakere masasına oturması konusu bir tabu haline gelmiştir. Bu tabuyu kırma girişiminde bulunanlar çoğu zaman yerlerinden edilmiş ve sorunlarla karşı karşıya gelmişlerdir. Her ne kadar bu süre içerisinde çok kritik zamanlarda bir takım görüşmeler yapılmışsa da gerek İran gerekse ABD’de iki ülkenin doğrudan karşılıklı müzakere masasına oturması ihtimalinden bahsedilememiştir...............

İran’ın Nükleer Ülkeler Kulübüne Katılmak İçin İlk Adımı

Arzu Celalifer Ekinci

İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad dün akşam yapılan bir törende; İran’ın 9 Nisan 2006 tarihi itibariyle % 3.5 oranındaki uranyum zenginleştirme teknolojisine ulaştığını açıklamıştır. 12 Nisan 2006 tarihinde İran’ın reform yanlısı Shargh Gazetesi’nde yer alan haberde Ahmedinejad’ın nükleer program konusundaki açıklamalarına yer verilmiştir. Bu açıklamalarda Ahmedinejad, kitle imha silahlarına ihtiyaç duyanların 50 yıl öncesinde kaldıklarını, bu silahlarla siyasi ve ekonomik dengelerini kendi lehlerine çevirebileceklerini düşündüklerini söyleyerek, İran’ın her zaman barış çizgisinde ilerleyeceğini vurgulamıştır. İran’ın köklü tarihi, kültürü ve sahip olduğu genç nüfusuyla bilimsel alanda ilerlemek yerine bu yola başvurmaya ihtiyacı olmadığına da vurgu yapmıştır. İran halkının güç ve iktidarının nükleer silahlara bağlı olmadığını söyleyen Ahmedinejad, İran’ın bu aşamadan sonra da UAEA bünyesinde faaliyetlerini sürdüreceğini açıklamıştır. Şu anda araştırma düzeyindeki faaliyetleri tamamladıklarını söyleyen Ahmedinejad, bağlı bulundukları nükleer silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması ve diğer uluslararası antlaşmalar çerçevesinde ve UAEA çatısı altında endüstriyel bazda uranyum zenginleştirme teknolojisine erişene kadar faaliyetlerini sürdüreceklerini söylemiştir..................

Son BM Güvenlik Konseyi Kararı’nın İran Nükleer Kriz Sürecindeki Yankıları

Arzu Celalifer Ekinci

Son dönemlerin en popüler sorunlarından biri haline gelen İran nükleer krizinde önemli bir gelişme kaydedilmiş ve haftalardır uzlaşmaya varamayan 5 önemli Güvenlik Konseyi üyesi ortak bir karar çıkarabilme aşamasına gelmiştir. Ancak 29 Mart 2006 Çarşamba günü oybirliği ile kabul edilen kararın bağlayıcı niteliği bulunmamaktadır. Onaylanan karar, daha önce Fransa ve İngiltere tarafından hazırlanan taslak kararın düzeltilmiş ve hafifletilmiş bir versiyonudur. Daha önceki taslak kararda İran’ın nükleer programını “uluslararası barış ve güvenliğe tehdit” olarak nitelendiren ifade BM Antlaşması’nın yedinci bölümü ışığında yaptırım ve askeri müdahaleyi olanaklı kılması sebebiyle Rusya tarafından tepkiyle karşılanmıştı. Rusya ve Çin’in ortak olarak karşı oldukları konu da İran’a nükleer faaliyetlerini durdurması ve UAEA Başkanı’na raporunu sunması için 14 gün süre tanınmasıydı. Her iki ülke de bu süreyi oldukça kısa bulmuş ve en azından 60 günlük bir sürenin tanınması gerektiğini söylemişlerdi. ..............

ABD’nin, İran’ın Etrafındaki Çemberi Daraltma Girişimleri

Arzu Celalifer Ekinci

İran’ın nükleer teknoloji alanında gelişmesini istemeyen ve ‘şer ekseni’ söylemine dayanarak İran’ı nükleer silah üretme niyetinde olmakla suçlayan ABD’nin istediği, nükleer dosyasının BM Güvenlik Konseyi’ne gönderilmesi ve İran’a yaptırımlar uygulanması suretiyle faaliyetlerinin durdurulmasıydı. İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’ndan (NPT) doğan hakkı çerçevesinde nükleer faaliyetlerini sürdürme hakkına sahip olduğu gerçeği kabul edilse de dünyadaki genel kamuoyu görüşü, İran’ın nükleer faaliyetlerini durdurması ve uluslararası güven ortamını yaratmadan da uranyum zenginleştirme faaliyetlerine kendi topraklarında devam etmemesi yönündedir. Endüstriyel alandaki uranyum zenginleştirme faaliyetlerini askıya alacağını, fakat araştırma amaçlı olan düşük ölçekli uranyum zenginleştirme faaliyetlerini devam ettireceğini açıklayan İran’ın dosyasının BM Güvenlik Konseyi’nde görüşülmesine, 8 Mart 2006 tarihinde gerçekleştirilen UAEA toplantısında karar verilmiştir. Her ne kadar dosya Güvenlik Konseyi’ne gönderilmişse de genel kanı, konunun diplomatik yöntemlerle çözülmesi yönündedir. ...............................

İran’ın Holokost Söylemlerine İçeriden Bakış

Arzu Celalifer Ekinci

1 Mart 2006 tarihinde, orta çizgideki İran gazetelerinden Shargh Newspaper’da “Yahudi sorunu bizim sorunumuz değil” başlıklı bir yazı yer almıştır . Bu yazıda Holokost meselesinin, Cumhurbaşkanı Ahmedinejad sayesinde dünya gündemine yeniden taşındığı ve İran’ın dış politika sorunu haline geldiği söylenmektedir. Bu yazıdaki en dikkat çekici tespit; mevcut Holokost krizinin iki yönlü bir strateji olması yönündedir. Bu söylemlerin medya hatası olmadığı, aksine hem Ahmedinejad hem de Batı tarafından birer strateji aracı olarak kullanıldığı söylenmektedir. Ahmedinejad’ın bu söylemlerini tekrarlamasının sebebi; dünya kamuoyunun dikkatini ve dünya gündemini İran konusundan İsrail sorununa çevirme çabası; Batı’nın bu söylemleri sürekli hatırlatmasını da İran cumhurbaşkanı üzerinden İran’ı uluslararası politikanın en sorunlu konuları arasında birinci sıraya taşıma çabası olarak gösterilmiştir...................

İran’daki Türk Yatırımları Neden Başarısızlıkla Sonuçlandı?

Arzu Celalifer Ekinci

İran’daki Turkcell ve TAV projelerinin neden başarısızlıkla sonuçlandığını anlayabilmek için öncelikle İran’ın ekonomi politikası konusunda değişen bakış açısına kısaca göz atmak ve daha sonra sistemdeki boşlukları ve karşılıklı ihmalleri incelemek gerekir................

Merlin Operasyonu: CIA Tarafından İran’a Nükleer Silah Yapımına İlişkin Belgelerin Aktarılması

Arzu Celalifer Ekinci

İran nükleer programının yoğun olarak tartışıldığı bugünlerde, eskilere ve olayların gelişim aşamalarına bakmakta fayda var. Buradan yola çıkarak New York Times Gazetesi yazarlarından James Risen’in “State of War” başlıklı kitabında CIA tarafından İran’a sızdırılan nükleer silah yapımına ilişkin belgelerin anlatıldığı bölüm oldukça ilgi çekicidir. Söz konusu bölümde, bu planların İran’ın eline geçmesini sağlamak için CIA’in özel olarak yürüttüğü Merlin Operasyonu ve başarısızlığı analiz ediliyor.................

Türkiye – İran İlişkilerindeki Dönüm Noktaları ve Son Gelişmelerin Değerlendirilmesi

Arzu Celalifer Ekinci

ABD’nin Irak’ı işgalinden sonra Ortadoğu’daki dengeler tamamen değişmiştir. Ortaya çıkan huzursuzluklar bölge ülkelerinin eskisinden daha fazla işbirliği yapmaları ve yakınlaşmaları gereksinimini beraberinde getirmiştir. Bu nedenden dolayı, son dönemlerdeki İran ve Türkiye ilişkileri bölge dengeleri açısından daha çok önem kazanmıştır...................

İran'dan Son İzlenimler

Arzu Celalifer Ekinci

Dışarıdan kapalı bir kutu olarak algılanan İran’ın aslında ne kadar farklı olduğunu anlamak için ülkeyi ve insanlarını tanımak, mevcut koşullar sonucunda ortaya çıkan reaksiyonlara ve diğer tüm girişimlere şahit olmak gerekir.
Kara çarşaf imajıyla tanınan İran’ın aslında ne kadar renkli olduğunu içeriye girdiğinizde fark ediyorsunuz. Giyimlerinden yaşam koşullarına kadar herkes o kadar farklı ki. Yukarıdan yuvarlandıkça büyüyen bir kar topu misali, değişim de İran’da ileriye doğru giderek büyüyor. İnsanlar istediklerini öyle ya da böyle dile getiriyorlar. İlk başta farklı tepkilerle karşılaşan bu talepler, yavaş yavaş gerçek hayatta yer edinmeye başlıyorlar. Bunun süreci de bir o kadar ilginç. Rejim içerisindeki muhafazakarlar ve reformistlerin çekişmesi olarak bilinen bu sürecin içerisinde nerde durdukları belli olmayan gruplar da mevcut.....................

CIA’nin Türkiye Temaslarının İran Medyasındaki Yansıması

Arzu Celalifer Ekinci

İran Baztab Haber Servisinin sayfasında iki gün önce yer alan haberlerde Alman medyasındaki büyük Türkiye – CIA ortaklığı iddiasına yer verilmiştir. Bu iddiaya göre; Bush Yönetimi, Türkiye'nin kendileriyle işbirliği yapması halinde, İran’daki PKK üslerine saldırmasına yeşil ışık yakacaktır...................

İran ve Yeni Cumhurbaşkanı Ahmedinejad

Arzu Celalifer Ekinci

Dünya medyasının baş haberleri arasında yer alan ve fırtına etkisi yaratan İran cumhurbaşkanlığı seçimleri ve “aşırı muhafazakar” olarak tanımlanan Mahmud Ahmedinejad’ın tüm tahminleri ve tezleri çürüterek cumhurbaşkanı olarak seçilmesi günlerce konuşuldu ve “İran Devrimi ilk günlerine geri mi dönüyor?” yorumları havada uçuşmaya başladı...............

Ortadoğu’nun Türkiye İçin Önemi

Bahadır Dinçer

Ortadoğu denilince akla ‘sorun’ ya da ‘sorunlar’ gelmektedir. İlk akla gelen de Filistin Sorunu’dur. Dolayısıyla Ortadoğu demek bir çok insana göre Filistin Sorunu demektir. Filistin Sorunu, Ortadoğu ve Müslüman dünyasında dini fanatizmin güçlenmesinde ve şiddetle buluşmasında en önemli etkenlerin başında gelir. Ortadoğu’da yaşanan problemlerin bir çoğunun temelinde bu problem yatmaktadır. Bugün Lüban’da yaşananlar, İran’ın ABD ve İsrail ile arasındaki gerginlikler bile aslında hep bu sıkıntıdan pay almaktadır. Ortadoğu’da çözülmesi gereken ilk sıkıntı Filistin Meselesi’dir. Bu problem çözülmeden bölgeye istikrarın gelmesi düşünülemez. Bu mesele bir çok kesim tarafından olumlu ya da olumsuz amaçlara yönelik sömürülen, istismar edilen bir konu halini almıştır. Meselenin çözümsüzlüğünü iç politika malzemesi olarak kullanan Arap yöneticilerden, terörist faaliyetlerine gerekçe gösteren gruplara kadar herkes bu meseleyi kullanmaktadır. Sanılanın aksine bu sorun, sadece Arapları ve İsraillileri ilgilendiren bir sorun değildir. Peki Filistin Sorunu bağlamında Ortadoğu Türkiye için neden önemlidir?......................

Kuzey Irak’a Askeri Operasyon

Doç. Dr. Sedat LAÇİNER

Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt’ın basını bilgilendirme toplantısı son derece hassas bir dönemde gerçekleşti. Biz konuşmasının iç siyasete bakan yönünden çok güvenlik ve dış siyaset kısmına yoğunlaşacağız. Öncelikle Paşa hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde Kuzey Irak’a askeri bir operasyon yapılması gerektiğini, bunun faydalı olacağını ilan etti. Sayın Büyükanıt’ın bu sözleri bazı hususları açıklığa kavuşturdu, ancak yeni karanlık noktaların ortaya çıkmasına da yol açtı. Öncelikle Paşa bu sözlerinin hemen ardından şunları söyledi: ..................

The EU and Isolating Armenia

Fatma Yilmaz

Through which way the European Union (EU) and Armenian relations has recently proceeded is the European Neighborhood Policy (ENP). If requires to remind, the ENP signifies a newly-established approach of the EU which differs from the existing foreign relations of the Union. Instead, including the neighboring countries on the Eastern and Southern encompassing borders of new expanding the EU, the policy goes beyond the present relations with the intention of sharing the benefits of the EU enlargement with the interested neighbors by means of increase in security, stability and interests. In this sense, the ENP sets objectives based on commitments to shared values and effective implementation of political, economic and institutional reforms. The implementation of the ENP is to be supported with financial and technical assistance. For the benefited side, the prospect of this policy seems to create incentives for the promotion of comprehensive economic and political reforms..................

Turkey may facilitate direct US-Iranian talks

Ayhan Simsek

Washington and Tehran are struggling to get Turkey, a key regional power and a country neighboring Iran, on their side in the Iranian nuclear crisis. Ankara has taken a middle-of-the-road approach so far, but recent developments are raising alarms about possible U.S.-led military action and further increasing pressure on the Turkish government to take a clearer stance. Turkey seems to be left with only a few options before a tough decision in the near future and for the time being the wisest move left seems to be to strongly encourage direct U.S.-Iranian talks on the nuclear issue................

Turkey's EU Membership's Possible Impacts on the Middle East

Sedat Laciner

One objection forwarded about Turkey's European Union (EU) membership is the prospect that the EU will border the Middle East. The implicit assumption that this objection carries is that the EU is distant to the Middle East and only through Turkey's membership can it border the region. Nevertheless, even at the present stage, the EU is much closer to Lebanon, Israel, and Palestine with the newly joined Cyprus. Similarly, the Greek islands, Malta, Italy, and Spain, all EU territories, are closer to North Africa than Turkey. Moroccan refugees virtually swim through the Gibraltar to seek asylum in Spain. It is possible to say that Turkish borders are much better defended when considering the ease in crossing the Spain-North Africa or Italy-North Africa boundaries. In line with the terrorism of the 1980s and 1990s, Turkey's Middle Eastern borders are highly protected and illegal trespassing is at a minimum. Even if we disregard all these facts, it is an established reality that millions of immigrants from the Middle Eastern countries live in the EU countries and that the immigration goes on with a steady increase. In other words, the Middle East is speedily and uncontrollably settling at the heart of Europe. With all these figures, is it possible to say that what protects the EU from 'meddling' with the Middle East is a 1000 km-tract of land? With the current state of technology, is the EU hiding behind the pretext of Turkish lands in order to distance itself from the Middle East? ...................

İran Nükleer Krizinde Yeni Bir Diplomasi Evresi ve Türkiye’nin Rolü

Arzu Celalifer Ekinci

İran nükleer krizi hususunda geçen yıl Avrupa Birliği ile devam eden müzakerelerin duraksamasından sonra nihayetinde 25 Nisan 2007 tarihinde Baş Müzakereci Ali Larijani ve Avrupa Birliği Ortak Savunma ve Dış Politika Yüksek Temsilcisi Javier Solana arasındaki görüşmelerin yeniden başlayacağı haberi dünya gündemine damgasını vurdu............

Thursday, 19 April 2007

The Link between Turkey’s EU Membership and Austria’s Last Minute Trick

Arzu Celalifer Ekinci

Let’s try to look over the issues from the EU point of view. The most important problem being considered from their side is the fear of a new enlargement. Actually that is the fact that EU may not be ready for any further widening especially if this country is Turkey. Turkey with its over 70 millions population and its demands in relation with improving the regional developments and removing the regional gaps can be a terrifying factor stand alone. But the vital point is that the EU was aware of this fact from the beginning. So, why they gave Turkey green light for membership before.................

Turkey’s EU Adventure: A Blueprint for Paving Way of Democracy in Middle East?

Arzu Celalifer Ekinci

Both the European Union (EU) and the United States (US) want to bring democracy and stabilization to the Middle East region. As it has been proven in the recent Iraqi case, it is so clear that they cannot realize their aim by military movements and imposition. Trying to force or "rush" democracy on Middle Eastern countries is impractical and counterproductive. Western countries shall recognize the differences between east and west cultures and also understand that the term of democracy will not have the same evolution period in that region. So that; a model country likes Turkey, who has managed to be a secular government and also a bridge between these two cultures would be great instrument. Despite of the multi voices such as Liberians, Conservatives, Socialists, Nationalists and also Fundamentalists in Turkey, it is a democratic and secular country.................

Iran’s Nuclear Program: More Sanctions or Dialogue?

Arzu Celalifer Ekinci

Practically all the world’s media is writing and talking about the Iran’s nuclear issue which is one the most important topics of the recent time. But the same dialogues are passing over for at least last 6-7 months. Same slogans, same threats and the same reactions, but still there is no concrete step. Negotiations, roundtables, bilateral meetings, same ifs and same buts.............

The Dispute among IAEA and US on Iran’s Nuclear Program

Arzu Celalifer Ekinci

After the recent response of Iran to p 5+1 package on 22nd August, the right steps are taken in regard with Iran’s nuclear crisis and both EU and IAEA officials are hopeful about finding a diplomatic solution on that issue. ...............

Interview: A General Evaluation of Iran’s Current Situation and further Estimations on Nuclear Crisis

Arzu Celalifer Ekinci

International Strategic Research Organization (ISRO) that is concentrated on the effects of Iranian developments on the region had interviewed Prof. Ehteshami on Iran’s current situation and asked him for some further estimation. Prof. Anoush Ehteshami is Head of School of Government and International Affairs at University of Durham, United Kingdom.................

Iran’s Nuclear Program and Allegations on U.S. Military Attack Option

There is an ongoing Iran nuclear crisis on the international community agenda. A complex and disputed issue that has engaged the headlines of world media. Each passing day brings a new scope and following these new scopes there are also new discussions, suggestions and comments coming to the stage. The idea of a possible military attack is disconcert many people nowadays as it would likely trigger a strong response from Iran and other Islamic countries, including terrorist attacks. The oil market’s volatility is another problem. The oil market, as soon as it gets the news of something, takes the most extreme and negative option. If there is a quarrel between Iran and the West on the nuclear issue, each time that Iran takes a step in the direction that the West doest not like, the oil market starts thinking of the American missiles hitting targets in Iran and Iranians firing missiles to the oil facilities of the Persian Gulf states and even the start of the third world war............

Are Egypt’s Steps a Sign for the Beginning of Nuclear Armament?

Arzu Celalifer Ekinci

Egypt has recently declared that it has restarted its nuclear programme which it stopped 20 years ago and that it has initiated negotiations with China and Russia to realize its aim. Egypt, planning to complete its first nuclear power plant construction by 2020, has stated that the step was aimed to seek alternatives to meet its increasing energy needs...............

The Trilemma of PKK Problem: Turkey – U.S – Iran

Arzu Celalifer Ekinci

One of the hottest issues in Turkish agenda is the recent PKK attacks against Turkish security forces that have been increased during the last two weeks. Kurdistan Workers’ Party (PKK) that was established by Abdullah Ocalan in 1974 as a Marxist-Leninist separatist organization (upon their further operations the organization was included in the list of terrorist groups in most of the world countries) has the main goal to establish an independent Kurdish state in southeast Turkey, Northern Iraq, and parts of Iran and Syria...........

Is Dialogue Possible for Iran and the U.S.?

Arzu Celalifer Ekinci

The Democratic victory in U.S. midterm elections and the increasing pressures of the U.S.’ allies on the Iran issue have rendered the discussion of the possibility of dialogue with Tehran more inevitable. The current situation of the U.S. and the world as a result of Bush’s policies in the last 3 years doesn’t need explanation. The failure to launch democracy in Iraq, and increasing sectarian violence and polarization in that country have depleted the patience of the world. The public opinions in the U.S., which initiated the war, and Britain, one of its closest allies, have demonstrated their dissatisfaction on the issue...................

Common Opinion of Various Reports: “A military Attack on Iran will be a Disaster”

Arzu Celalifer Ekinci

In the last one week different reports have been prepared about Iranian nuclear crisis and the possible alternatives for US to deal with Iran. The first report is prepared by retired American generals from US, the other one is the common report prepared by 17 British associations, foundations and research centers and the last one is the report which prepared by Tel-Aviv University National Security Research Center. Even though the mentioned reports were prepared in different countries but the similarities in the reports are noteworthy. The matter all they commonly pointed out is that the political atmosphere is not formed yet in order to make a military intervention to Iran.............

UAEA’nın Son İran Raporu ve Beraberinde Gelen Tartışmalar

Arzu Celalifer Ekinci

Güvenlik Konseyi’nin 23 Aralık 2006 tarihinde İran’a karşı aldığı yaptırım kararında, İran’a faaliyetlerini durdurması için 60 gün süre tanınmıştı. Bu sürenin sonunda da UAEA Başkanı Muhammed El-Baradey’den İran’ın Güvenlik Konseyi kararına ne kadar uyduğuna ilişkin bir rapor hazırlanması istenmişti. Bu süre zarfında İran’ın nükleer faaliyetlerini durdurmadığı bilakis programında her geçen gün ilerleme kaydettiğini, yaptığı açıklamalardan takip edebiliyorduk. Lakin durumun tam bir analizinin teknik komisyonca yapılmasına ihtiyaç vardı. Nitekim 22 Şubat 2007 tarihinde UAEA Başkanı Muhammed El-Baradey, konuya ilişkin raporunu hazırlamış ve BM Güvenlik Konseyi’ne sunmuştur. ...........

İran – Türkiye Arasındaki Doğalgaz Kesintisi Sorunu

Arzu Celalifer Ekinci

İran’ın iki gün önce Türkiye’ye ihraç ettiği doğalgazı kesmesi nedeniyle yeni bir kriz gündemi daha meydana geldi. İran’ın bu hareketinin nedenleri yazılmaya ve çizilmeye başlandı. Kimilerince İran’ın sorumsuzluğu, kimilerince İran’ın ticaretteki güvenilirlik sorunu, kimilerine göre ise siyasi bir taktik olarak değerlendirildi..................

Nisan Ayında İran’a Askeri Müdahale Olacağına Dair İddialar

Arzu Celalifer Ekinci

Bilindiği üzere 24 Mart 2007 tarihinde İran’a karşı ikinci yaptırım kararı BM Güvenlik Konseyi’nde oybirliğiyle onaylandı. Her ne kadar bu kararın bir önceki karardan daha etkili olduğu söylense de temel olarak ekonomik yaptırım kararlarının petrol ve doğalgaz gibi güçlü alternatifleri olan ülkeler için çok da etkili olabildiği söylenemez. Yine de İran menşeli silahların ihracatının yasaklanması, füze ve nükleer faaliyetleriyle bağlantılı olduğu düşünülen 15 şahıs ve 13 kuruluşun malvarlıklarının dondurulması, diğer taraftan devlet bankası olan Bank Sepah’in de bu listede olması önemli bir adım olarak sayılabilir. Bu kararda tüm devletlerden ve uluslararası kuruluşlardan insani yardım konuları haricinde İran’la kredi, imtiyaz ve mali yardım antlaşmaları yapmamaları istenmiştir. Gerçekte bu kararın genel amacı Irak’taki saldırılarda parmağı olduğu düşünülen ve nükleer faaliyetlerle de dolaylı olarak bağlantılı olduğu sanılan Kudüs Güçlerinin elini zayıflatmak şeklinde yorumlanabilir. İran nükleer programını durdurmakta bugüne kadar başarılı olamadıklarına göre, tehdit algıladıkları güçlerin elini zayıflatmaya çalışmak bu noktada başarılı bir girişim olarak algılanabilir...................

Barzani Neden Böyle Konuşuyor?

Sedat Laçiner

Kimilerine göre Irak Kürt liderleri Mesut Barzani ve Celal Talabani Türkiye’ye ihanet ediyor. Geçmişte Türkiye kendilerine yardım etmesine karşın, şimdi bunlar Türkiye’yi tehdit ediyor. Özellikle Barzani’nin “eğer Türkiye Kerkük’e karışırsa biz de Diyarbakır’a karışırız” şeklindeki sözleri bardağı taşıran son damla oldu. Türkiye kamuoyu dünün aşiret reisinin Türkiye’ye nasıl olup da böyle bir tehdit savurabildiğini anlayamadı doğrusu. Oysa ki bu tehdit Barzani’nin ilk açıklaması değildi. Hatta Talabani de buna benzer bazı açıklamalarda bulunmuştu. Ne yazık ki, Türkiye sürekli olarak içeride düşman oluşturmakla meşgul olduğundan, burnunun dibini dahi görmekten aciz bir durumda..................

Bir Krizin Ardından: İngiliz Askerleri ve İran

Arzu Celalifer Ekinci

Hatırlanacağı üzere 23 Mart 2007 tarihinde İran sahil güvenlik güçleri 15 İngiliz askerini İran karasularını ihlal ettiği ve izinsiz giriş yaptıkları gerekçesiyle göz altına almışlardı. Bu gelişmeyi takiben İngiliz Hükümeti olaya oldukça sert bir tepkiyle karşılık vermiş ve denizcilerinin derhal serbest bırakılmasını istemişti. İran Hükümeti askerlerin 0.5 km kadar İran sularında olduğunu söylerken, İngiliz Hükümeti de askerlerin 5 km kadar dışında olduğunu savunuyordu. İngiliz argümanına göre, askerler Irak sularında şüpheli görünen ve kaçakçılık yaptığını düşündükleri bir Hint gemisini takibe aldıkları sırada İran güçlerince tutuklanmışlardı. ..............