Arzu Celalifer Ekinci
27 / 11 / 2007
Hatırlanacağı üzere Irak’taki krizin tırmanarak devam etmesi iki düşman ülke olan ABD ve İran’ı doğrudan müzakere etme noktasına getirmişti. İki ülke çözüm konusunda işbirliği yapmak ve muhtemel çıkış yollarını tartışmak üzere yıllardan sonra bir araya gelerek aynı masada oturmayı ve karşılıklı müzakere etmeyi kabul etmişlerdi. İlki mayıs ayında gerçekleşen bu tarihi olayı, iki müzakere turu daha takip etmişti. Irak içerisinde El-Kaide gibi terörist örgütlerin ve isyancı grupların faaliyetlerini engellemek maksadıyla ortak bir güvenlik komitesi oluşturulması kararı alınmıştı. Her ne kadar iki ülke yetkilileri (müzakereler elçi düzeyinde gerçekleşmişti) arasındaki görüşmelerde ortak bir güvenlik komitesinin oluşturulması hususunda mutabakata varılmışsa da birtakım olay ve iddiaların varlığı bu işbirliğine gölge düşürme niteliğinde olmuştur. Bir yandan işbirliği için yapıcı adımlar atılmaya çalışırken diğer taraftan tam tersi bir durum sözkonusuydu. Bir yandan İran ABD’nin Irak’ta rehin aldığı beş diplomatını serbest bırakmasını istiyordu. Diğer yandan ABD, İran’ın Irak içerisindeki Şii milis güçlerine silah ve para desteği yaptığını iddia ediyordu. İran ilgili iddiaları yalanlarken, bu yönde herhangi bir kanıtın var olmadığı ve bütün bunların kamuoyunu yanıltmak adına izlenen bir strateji olduğunu söylüyordu. Ancak bütün bu olaylara rağmen iki ülkeyi aynı noktada buluşturan tek ortak konu Irak’taki kaosun sona erdirilmesiydi. ............
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment